Sert çekirdekli meyvelerde önemli fungal hastalıklar ve mücadelesi

Meyve yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi tehdit eden en önemli sorunlardan biri fungal hastalıklardır. Ilıman iklimlerde yaygın olarak görülen bu hastalıklar, şeftali, nektarin, kayısı, kiraz, vişne, erik ve badem gibi sert çekirdekli meyve türlerinde ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Kahverengi çürüklükten yaprak kıvırcıklığına, küllemeden pas hastalıklarına kadar farklı etmenlerin neden olduğu bu sorunlar, doğru kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleriyle kontrol altına alınabilmektedir. Bu yazımızda tarımsal üretimi tehdit eden ve bazı sert çekirdekli meyvelerde görülen fungal hastalıklara ve mücadele yöntemlerine değineceğiz.

Kahverengi Çürüklük (Mumya) Hastalığı

Dünya çapında ılıman iklim meyve yetiştiriciliğinin yapıldığı her yerde görülen bir hastalıktır. Patojen etmenler, şeftali, nektarin, kiraz, vişne, kayısı, erik ve bademleri infekte etmektedir.

Kahverengi Çürüklük Belirtileri

Patojen İlk infeksiyonunu, ilkbaharda çiçeklerden gerçekleştirir ve sürgün yanıklığı olarak görülür. Bununla birlikte, sürgün yanıklığı meyve çürüklüğü döneminde de ortaya çıkabilir.

Önce çiçeğin anterleri ve pistilleri infekte olur, daha sonra fungus çiçek tüpüne, yumurtalığa, çiçek sapına yayılarak çiçek sapının bulunduğu dalı işgal eder. İnfekte olan çiçekler solgunlaşır, kahverengiye döner ve genellikle dallara yapışık kalır. Enfekteli meyvenin üzerinde taba rengi kahverengi, dairesel noktalar görülebilir. Nemli koşullar altında, bu lezyonlarda kül-grisi-kahverengi konidi kümeleri gelişir. Her biri yeni bir infeksiyon başlatma potansiyeli olan bir lezyonda binlerce konidiler olabilir. Yere düşmeyen hastalıklı meyveler suyunu kaybederek büzülür ve dallara yapışarak kalır.

Bu nedenle hastalığa “mumyalaşma” da denir. Bazen fungus infeksiyonu meyveden dallara doğru yayabilir. M. fructicola ve M. laxa çiçeklerde ve sürgünlerde yanıklık, olgunlaşmış meyvelerde kahverengi yumuşak çürüklüğe ve genç meyve infeksiyonlarında ise mumyalaşmaya neden olmaktadır.

Kahverengi Çürüklük ile Nasıl Mücadele Edilir?

Meyve bahçesinin yerinin havalandırılmaya uygun yerlerden seçilmesi ve kurulması fungal hastalık infeksiyonlarını azaltmada ilk olarak dikkate alınması gereken önlemdir. Dayanıklı çeşit kullanması teşvik edilmeli, patojenin ilk inokulum kaynaklarını azaltmak veya yok etmek için hasattan sonra, ağaçlarda çiçek ve sürgün yanıklığı gösteren dallar, mumyalaşmış meyveler toplanıp yakılmalı veya toprağa derin gömülmeli, hasattan sonra meyveler yaralanmamalı ve düşük sıcaklıklarda depolanmalı, bahçe etrafında bulunan yabani Prunus türleri mümkünse sökülerek uzaklaştırılmalıdır.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Çiçek yanıklığını önlemek amacıyla hava koşullarına bağlı olarak 1-3 kez ilaçlama yapılmalıdır.

  • 1. İlaçlama: İlkbaharda çiçek tomurcukları kabarınca.
  • 2. İlaçlama: Çiçekler açmaya başlar başlamaz.
  • 3. İlaçlama: Çiçekten yaklaşık 15 gün sonra.

Yaprak Delen (Çil) Hastalığı

Patojen kayısı, şeftali ve nektarinlerde şiddetli hastalık oluştururken, eriklerde herhangi bir zarar oluşturmamaktadır. Fakat nadiren de olsa kirazlarda hastalık yapmaktadır. Patojen aseksuel konidileri ile infeksiyonları gerçekleştirmektedir. Bitki yaprak ve meyvelerinde lezyonlarda bulunan konidiler etrafa su damlacıkları ile yayılırlar. Konidilerin çimlenebilmesi için en az bir saat su filmi, dal infeksiyonlarını gerçekleştirmesi için 24 saat ıslaklığın devam etmesi gerekmektedir. Bu patojen 15-20 °C’de gelişmektedir.

Yaprak Delen Hastalık Belirtileri

Şeftali, nektarin ve kayısıda hastalık belirtileri aynıdır. Yağışlı geçen kış aylarında fungus dormant haldeki tomurcukları infekte ederek öldürür. Ölü tomurcuklar bazen onlara parlak bir görünüm veren sakızlı bir salgı ile kaplanır. Şeftali ve nektarinlerde, çoğunlukla merkezde sporodoşya ile oluşan 3-10 mm çapında gövde lezyonu oluştururlar ancak kayısılarda bu dal lezyonları görülmez. Yaprak ve meyve lezyonları küçük morumsu alanlar olarak başlar. Meyvede lezyonlar çoğunlukla meyvenin dala bağlandığı kısımlarda bol miktarda gelişir ve sonuçta mantarlaşarak sertleşir. Atmosferde sıcaklık artıp, nem azaldığında, yapraktaki lezyonlu kısım yapraktan kuruyarak dökülür ve ortası delik kaldığı için “Saçma deliği” adını alır.

Yaprak Delen Mücadelesi Nasıl Yapılır?

Fungal inokulum miktarını azaltmak için hastalıklı ölü dal ve sürgünler budanarak uzaklaştırılmalı, budama dormant dönemde yapılmalı ve budama artıkları imha edilmelidir.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Yaprak delen (Çil) hastalığına karşı dayanıklı şeftali, nektarin ve kayısı çeşitleri olmadığı için kimyasal mücadele önemlidir. Sonbahar yağmurlarından önce bordo bulamacı veya bakırlı preparatlarla dormant dalların ilaçlanması öncelikle yapılmalıdır.

Kayısılarda özellikle meyve tutumu gerçekleştikten hemen sonra yaprak ve meyve infeksiyonlarını önlemek için ilaçlamaya başlamak gerekmektedir. Bu dönemde yapraklar bakırlı preparatlara çok duyarlı olduğu için ziram, thiram, cholorothalonil gibi organik fungisitlerle ilaçlanmalıdır. Önerilen fungisitler için BKÜ veri tabanına bakılmalıdır.

Külleme Hastalığı

Üç külleme türü sert çekirdekli meyveleri infekte etmektedir. Bunlar, Kiraz Küllemesi Podosphaera clandestina, Elma Küllemesi Podosphaera leucotricha ve Gül Küllemesi Sphaerotheca pannosa’dır. Meyve infeksiyonlarında zarar şeftali, nektarin, kayısı ve Japon eriklerinde % 50 iken kirazlarda % 100’e ulaşmaktadır. Yaprak infeksiyonları özellikle fidanlıklarda önemli zarar oluşturmaktadır.

Küllemenin aseksuel konidileri eliptik ve silindir şeklinde konidioforlar üzerinde zincir şeklinde oluşurlar. Erken ilkbaharda S. pannosa erik ve kayısı yaprak ve meyvelerinde infeksiyonlarını gerçekleştirir. Birincil inokulum kaynağı erik ve kayısı bahçelerinin yakınında bulunan infekteli gül ve şeftali ağaçlarıdır. Külleme etmeni bu ağaçların göz ve sürgünlerinde misel halinde kışı geçirir. Konidileri rüzgarla yayılır ve duyarlı konukçu dokuları bulduğunda infeksiyonlarını gerçekleştirir. Konidiler 2-37 °C’de çimlenebilir ancak optimum sıcaklık 21 °C’dir. Etmen kışı, şeftali gözlerinin kabuklarında misel olarak, gül tomurcuklarında ise dormant halde geçirmektedir. Kleistotesyumlardan askosporların serbest kalması serbest suyun varlığında hava sıcaklığının 15 °C’yi bulması gerekmektedir. Birincil infeksiyonlar hem misel hem de askospor ile gerçekleşirken, İkincil infeksiyonlar sürekli olup, aseksüel konidiler ile gerçekleşir. Hava sıcaklığı 28-30 ˚C’nin üzerine çıkar ve nisbi nem oranı da % 70-75’lerin altına düşerse hastalığın etkisi azalır.

Külleme Hastalık Belirtileri

Yapraklar, tomurcuklar, yeşil sürgünler ve meyveler genellikle toz halinde fungus miseli ile kaplı olup, üzerlerine un serpilmiş gibi bir görünüm verirler. Patojenin çiçek infeksiyonları çok seyrek görülür. Yapraklar daha sonra içeriye doğru kıvrılır veya küçük kalır. Ağır infeksiyonlar genellikle yapraklarda kloroza daha sonra nekroza dönüşür ve yaprakların dökülmesine neden olur. Külleme ile infekteli genç fidanlar bodur kalır ve yapraklarını döker.  Zamanla bu unumsu tabaka üzerinde patojenin eşeyli üreme yapıları kleistotesiyumlar oluşur. Kayısı, kiraz, erik, şeftali ve nektarin küllemeye karşı çok duyarlı meyve türleridir. Bahçelerde en büyük kayıplar genellikle meyve infeksiyonlarından kaynaklanmaktadır, Külleme ile infekteli elma bahçelerinin yakınında bulunan şeftali meyvelerinde ekonomik kayıp daha fazla görülür.

Külleme Mücadelesi Nasıl Yapılır?

Dayanıklı çeşit kullanmalı, sert çekirdekli meyve bahçelerinin yakınında küllemeye duyarlı gül ağaçları bulundurulmamalı, hava sirkülasyonu olan alanlarda bahçe kurulmalı, aşırı azotlu gübrelemeden kaçınmak, hastalıklı kuru bitki dalları ve sürgünleri budanmalı ve yere dökülen bitki artıkları ile toplanıp imha edilmelidir.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Meyve infeksiyonlarını engellemek amacı ile kimyasal mücadele uygulamak. Özellikle şeftalilerde külleme miselleri tomurcuk kabuklarında kışı geçirdiği için ilkbaharda ıslanabilir kükürtlü bileşiklerle 8-10 gün aralıklarla ağaçlar ilaçlandığında meyvelerdeki pas lekesi önlenebilmektedir. Önerilen fungisitler için BKÜ veri tabanına bakılmalıdır.

Yaprak Kıvırcıklığı Hastalığı

Şeftali, kiraz ve badem yaprak kıvırcıklığı hastalığı dünya çapında şeftali, nektarin, kiraz ve bademlerin yoğun olarak yetiştirildiği yerlerde görülmektedir. Türkiye’de en çok şeftali, nektarin ve bademlerde görülmektedir. Genç yaprakları aseksuel konidiler infekte eder, fakat infeksiyon zamanı ağaçların meyve gelişim dönemlerine göre değişkenlik gösterir. Özellikle gözlerin patlama döneminde hızla gerçekleşir. Ağaçlarda tomurcukların kabarmaya başladığı dönemde serin ve yağışlı hava patojenin gelişimi için uygun olup, fungal gelişim için optimum sıcaklık 20 °C, minimum sıcaklık ise 9 °C’dir. Aseksuel konidiler 26-30 °C aralığında ve % 95 orantılı nemde bol miktarda tomurcuklanarak çoğalırlar.

Yaprak Kıvırcıklığı Belirtileri

İlkbaharda büyümekte olan olan genç yapraklarda sarıdan kırmızıya doğru değişen alanlar oluşur. Bu simptomlu alanlar geliştikçe yaprağın kıvrılmasına neden olacak şekilde kalınlaşır ve büzgülü hal alır. Kızarık büzgülü alanlar gevrekleşir ve beyazımsı sporlarla kaplanır. İnfekteli yapraklar çoğunlukla zamansız bir şekilde dökülür veya dalda asılı kalır, zamanla bu yapraklar koyu kahverengiye dönerler. Böyle infekteli ağaçlarda meyve tutumu son derece azdır. Yeşil sürgünler de hastalıktan etkilenir, kalınlaşır ve şekli bozulur. Kiraz yaprak kıvırcıklığı ise sürgünlerde cadı süpürgesi (witches’-broom) oluşturur.

Yaprak Kıvırcıklığı Mücadelesi Nasıl Yapılır?

İnfekteli bitki yaprakları ve sürgünleri toplanarak yakılmalı veya derin gömülmelidir. Dayanıklı çeşit kullanılmalıdır.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Ruhsatlı fungisitler ile gözler sürmeden önce ağaçlar ilaçlanmalıdır. Yapraklar döküldükten hemen sonra ağaçlar ve yere dökülen yapraklar ilaçlanmalıdır. Şeftali yaprak kıvırcıklığı ve yaprak delen hastalığı birlikte ilaçlanarak kontrol altına alınabilir. Gözler patlamadan 2-3 hafta önce ilk ilaçlama yapılmalıdır. Çiçek dökümünü takiben bir ilaçlama daha yapılır ve hastalığı şiddetine göre diğer ilaçlamalar yapılabilir. Önerilen fungisitler için BKÜ veri tabanına bakılmalıdır.

Şeftali Karalekesi Hastalığı

Dünyada ılıman ve nemli bölgelerde şeftali ve nektarinlerin önemli bir hastalık etmeni olmakla birlikte nadiren erik ve kayısılarda da görülmektedir. Etmen kültürde ve konukçu bitkide stromatik bir kitle oluşturur. Genç hifler renksiz, fakat olgunlaştıkça hücre duvarları kalınlaşır ve zeytinimsi renk alır. Fungal patojen çoğu besi ortamında gelişebilir, kültürde ve dallarda klamidiospor oluştururlar. Optimum gelişme sıcaklıkları 20-25 °C’dir.

Şeftali Karalekesi Belirtileri

Dallar, yapraklar ve meyveler infekteli olabilirler ancak simptomlar meyvelerde görülür. Simptomlar, meyve normal büyüklüğünün yarısına ulaştığında 0.5 mm’den daha küçük zeytinimsi yeşil dairesel lekeler meyve yüzeyinde en çok meyve sapına ve gövdeye yakın yerlerde görülürler. Bu lekeler 2-3 mm kadar genişler zeytinimsi yeşilden siyaha dönerler ve bazen parlak yüzeyinde yeşil sarıya doğru değişen hale ile çevrilir. Nektarinlerde bu lekeler biraz daha büyük olur. Çok sayıda olan bu lekeler birleşir ve meyve büyüdükçe çatlamalar gözlenir.

Şeftali Karalekesi ile Nasıl Mücadele Edilir?

Yetiştiricilik havalandırmanın iyi olduğu alanlarda yapılmalı. Bu patojenle mücadelede sanitasyon yeterli olmadığı için şeftali karalekesi ile kimyasal mücadele büyük önem arz eder. Klok, monilya ve diğer hastalık etmenleri ile yapılan mücadele Şeftali Karalekesi için de endikedir.

Meyve Ağacı Pas (Erik Pası) Hastalığı

Meyve ağacı pası sert çekirdeklilerde dünya çapında görülen bir hastalıktır. Türkiye’de eriklerde ve bademlerde sıklıkla görülmektedir. Fungus kışı miselyum olarak dal içerisinde, ürediospor olarak dal ve yere dökülen yaprakların üzerinde geçirir. Dal infeksiyonları iki yılda ürediosporları üretebilmektedir. Ürediosporlar geniş bir sıcaklık aralığında (8-38 °C ve optimum sıcaklık olarak 13-26 °C) çimlenebilmektedirler. Pas sporları önce kendi gelen bitkilerin yapraklarında görülür. Sekonder olarak yayılırlar ve sürekli bitki yapraklarında infeksiyonlar oluşturur ve şiddetli yaprak dökülmelerine neden olur. Zamansız yaprak dökümü, yeni yaprakların çıkışı ve çiçeklenmeye neden olur. Yapraklardaki infeksiyonlar kış boyunca kalır.

Meyvelerde Pas Hastalığı Belirtileri

Tüm meyve türlerinde yaprak simptomları benzerdir. Simptomlar her iki yaprak yüzeyinde solgun sarımsı yeşil noktalı leke olarak gelişir. Lekeler köşeli ve parlak sarı renktedir. Yaprak alt yüzeyindeki lekeler içerisinde ürediospor olan tipik turuncu – kahverengi soriler gelişir. Siyah teliosporların olgunlaşması gelişme peryodunun sonunda konukçu türüne ve mevsime göre uzamaktadır. Şeftali meyvelerinde suda ıslanmış yeşil lekeler oluşmakta ve bu lekeler meyve büyüdükçe içeriye doğru batmaktadır. Lezyon sınırları koyu sarıya dönüşmektedir.

Pas Hastalığı ile Nasıl Mücadele Edilir?

Hastalıklı bitki yaprakları toplanıp imha edilmelidir. Konukçu olabilecek yabani türler meyve bahçelerinin yakınında bulundurulmamalıdır.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Pas hastalığı fungisit uygulamaları ile baskı altına alınabilmektedir.  Eğer patojen erken sezonda yoğun infeksiyonlar yaparsa hasattan önceki 1, 2 ve 3. aylarda fungisit uygulamaları yapılmalı, eğer infeksiyonlar az veya geç dönemde ortaya çıkarsa hasattan sonra fungisit uygulamak gerekir. Eğer pas rutin olarak her yıl infeksiyon yaparsa tarımsal mücadele programı geliştirilmelidir. Türkiye’de mevcut ruhsatlı bir fungisiti yoktur.

Kök Çürüklükleri, Odun Doku Çürüklükleri, Zamklanma, Yanıklık ve Dal Kurumaları

Sert çekirdekli meyve türlerinin yetiştirildiği bölgelerde iklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak Türkiye’de odunsu bitkilerde iletim demetlerinde fonksiyon bozukluğu, kök çürüklüğü, geriye doğru ölüm, yanıklık, dal kurumaları, zamklanma ve sakızlamaya neden olmaktadırlar.

Botryosphaeriaceae üyesi fungusların infekteli bitkilerden sağlıklı bitkilere ya da bir vejetasyon döneminden diğer vejetasyon dönemine geçişlerinde ilk inokulum kaynağı eşeyli üreme yapıları pseudotesyumlar veya aseksüel meyve evleri olan piknidiumlarıdır. Bu patojen türlerinin konidileri, mart ile aralık ayları arasında infekteli şeftali, erik, elma, avakado bahçelerinde havada serbest konidi olarak, kış ve sonbahar aylarında ise konukçular üzerinde latent halde bitkilerde bulunabilirler. Ayrıca bitkilerin herhangi bir nedenle zayıf düşmesi durumunda, direk lentisel ve stoma gibi doğal açıklıkları kullanarak, ölümcül infeksiyonlar gerçekleştirmektedirler.

Botryosphaeriaceae türlerinin neden olduğu hastalık simptomları diğer bitki patojen fungusların ve abiyotik faktörler tarafından oluşturulan simptomlar ile benzerlik göstermektedir. Örneğin Botryosphaeria türleri Fusarium, Verticillium ve Eutypa gibi fungus cinslerinin odun ve kabuk dokusunda oluşturduğu simptomlar ile oldukça yakındır.

Diğer taraftan, aşırı sıcak ve soğuk hava koşulları ile bitkilerin düzensiz sulanmasından dolayı oluşan solgunluk ve sakızlanmalar yine Botryosphaeriaceae türlerinin neden olduğu simptomlar ile çoğu zaman karıştırılmaktadır.

Botryosphaeriaceae türleri ile infekteli şeftali gövde ve dallarından alınan enine kesitlerde ‘V’, ‘yarım daire’ veya benzeri şekle sahip düzenli ve düzensiz nekrozlar gözlenmektedir.

Kök Çürüklüğü ile Nasıl Mücadele Edilir?

Bitkilerin bakımının iyi yapılması, kurumuş, nekrozlu dalların budanarak imha edilmesi son derece önemlidir. Ayrıca ağaç tacında genel solgunluk belirtisi gösteren dallardan enine kesit alınarak nekrozlu olduğu tespit edilirse bu ağaçların derhal sökülüp imha edilmesi diğer ağaçların infekte olmasını engelleyecektir.

Kimyasal Mücadele Yöntemleri

Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış kimyasal bir preparat mevcut değildir. Ancak fidanlıklarda bu patojen türlerine rastlanırsa Thiophanate methyl ile ilaçlanıp etmenin yayılması engellenebilir.